Okudugumuz kitabin yaninda bunlari da okuyabilirsiniz….
| İslam Öncesi Mekke Dönemi Ve Hz. Muhammed | |||
|
|
İhsan Süreyya Sırma BEYAN YAYINLARITarihe mal olmuş büyük şahsiyetlerin vermiş oldukları mücadeleleri anlayabilmek, onların hangi şartlar altında yetiştikleri, hangi ortamlarda çocukluk ve gençliklerinin geçtiği, bu ortamlar içerisindeki fonksiyonlarını ve inkılaplarını görüp değerlendirebilmek için, mücadele dönemlerinden önceki dönemi de çok iyi bilmek gerekir. Şüphesiz tarih içinde kendisine verilen görevi ifa etmesi bakımından insanların en büyüğü, en cesuru ve örnek alınacak şahsiyetlerin ilki, Allah’ın son peygamber olarak seçmiş olduğu Hz. Muhammed’dir. |
| İslami Tebliğin Medine Dönemi ve Cihad | |||
|
|
İhsan Süreyya Sırma BEYAN YAYINLARI Cihada, Allah’ın istediği gibi İslam’ın yaşanmasıdır. Dolayısıyla İslimi tebliğ uğruna verilen bütün mücadele Cihad’dır. Böyle ele alındığı takdirde görülecektir ki, İslam Devleti’nin tüm faaliyetleri Cihad’ı içermektedir. Biz bu kitapçığımızda cihadın sadece bir yönü olan askeri cihadı incelemeyi hedef tuttuğumuzdan, meseleyi mümkün mertebe özlü aktarmaya çalıştık. Bu küçük çalışmada Devletin yoğun işleri yanında Hz. Peygamber (s.a.v.)’in askeri cihada ne kadar önem verdiği, on senelik Medine hayatının ekserisini Allak yolunda savaşmaya ayırdığı görülecektir. |
| İslami Tebliğin Mekke Dönemi Ve İşkence | |||
|
|
İhsan Süreyya Sırma BEYAN YAYINLARI Hz. Adem ile başlayan İslam tebliğ tarihi, yani insanlık tarihi, O’nun oğulları Habil ve Kabil zamanında iki kutba ayrılmış ve bu iki kutup günümüze kadar gelmiştir, kıyamete kadar da sürecektir. Bu iki kutup Hakk ile Batıl kutuplarıdır. Habil kutbunda olanlar daima Hakk’ı yani Allah davasını, Kabil kutbunda olanlar da daima Tağut’u veya Allah düşmanlığını savunmuşlardır. Allah davasını savunanlar daima tebliğ, Tağut davasını güdenler de daima bu tebliğ edenlere işkence yapmışlardır. |
| Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber | |||
|
|
Prof. Dr. İbrahim Canan RAĞBET YAYINLARI Bir müslümanlar için “en iyi, en ideal aile nasıl olmalıdır?” diye, çözümü zor bir problem yoktur. Zira, Rasûlullah (a.s)’ın şahsında teferruatına kadar aydınlatılmış olarak, kaynaklarımıza intikal etmiş “İslami ali örneği” mevcuttur. Üstelik bu, nazariyatta da kalmamış, safha safha, Hz. Peygamber tarafından yaşanmış ashab görmüş ve onlar tarafından da yaşanmış ve bize eksiksiz olarak intikal edecek şekilde anlatılmıştır. |
| Kamu Hukuku Açısından Hz. Peygamber’in Gayri Müslimlerle İlişkileri | |||
|
|
Yrd. Doç. Dr. Ahmet Bostancı RAĞBET YAYINLARI Din ve etnik köken açısından azınlık olarak nitelendirilen kişilerin kendilerinden farklı çoğunluklar içersinde farklılıklarını idame ettirerek yaşamlarını sürdürmeleri günümüzün önemli problemlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır ki müslüman düşünürler ve ilim adamları tarafından da konuyla ilgili çeşitli görüşler beyan edilmektedir. Bu cümleden olmak üzere müslüman ilim adamları çoğulculukla ilgili tartışmalar yapmakta ve ayrıca alternatif toplum projeleri ortaya koymaya çalışmakta, bu çerçevede özellikle Medine vesikası ile ilgili değerlendirmelerde bulunmaktadırlar. Yapılan bu faaliyetlerin sağlıklı bir zeminde gelişebilmesi için vahiy döneminin çok iyi irelenmesine ihtiyaç duyulduğu kesin bir gerçektir. Bu kitap, gayri müslim azınlıkların Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında İslam toplumu içerisindeki statülerini ortaya koymakta, onlara ne gibi hak ve özgürlükler verildiğini tespit etmekte, kendi hukuklarını uygulamaları vb. konuları ele almaktadır. |
| Çöle İnen Nur | |||
|
Necip Fazıl Kısakürek BÜYÜK DOĞU YAYINLARI İzin ver; onu bir kere de ben anlatayım! İzin ver; herkesin boyuna göre açıldığı bu ufuksuz denizde sana yaklaşabilmek değil, fakat kıyılardan, gerilerden yani kendimden uzaklaşabilmak manasına bir kere de ben gücümü deneyeyim! Öyle ki, sahili kaybetsem, artık gerilere dönemesem ve sende boğulsam, işte o zaman aradığım hayatın eşiğine ayak basmış olurum. |